Teknoloji Projelerimiz Projelerimiz
Geri
Prof. Dr. Ebru Gökdağ'dan TÜBİTAK 3001 Projesi!

07.05.2018

Prof. Dr. Ebru Gökdağ'dan TÜBİTAK 3001 Projesi!

Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Anasanat Dalı'ndan Prof. Dr. Ebru Gökdağ hocamızın "Eskişehir'de Yapılan İkrar ve Görgü Cemi Törenlerinin Dramatik Özelliklerinin İncelenmesi" isimli TÜBİTAK 3001 projesi kabul edilmiştir. Hocamızın yürütücü olduğu, Arş. Gör. Esen Poyraz'ın bursiyer ve Sn. İlyas Küçükcan'ın danışman olarak yer aldığı projeye ilişkin başarısından ötürü Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Gündoğan adına bir teşekkür belgesi takdim edilen görüşmede hocamıza projeye ilişkin sorularımızı ilettik.

Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nın ilk TÜBİTAK projesi olan "Eskişehir'de Yapılan İkrar ve Görgü Cemi Törenlerinin Dramatik Özelliklerinin İncelenmesi" isimli TÜBİTAK 3001 projesi hakkında ve proje ekibinin süreçte yaşadıklarına ilişkin görüşmemizi bilgilerinize sunarız.

Projenizin hikâyesi nasıl başladı? Yazmaya nasıl karar verdiniz? 

Proje sahne sanatlarında yüksek lisans yapan Esen Poyraz’a danışmanlık yapmamla başladı diyebiliriz. Aynı zamanda ÖYP’li araştırma görevlisi olarak kurumumuzda çalışan Esen, yüksek lisans tezi için Cem törenlerinin dramatik özelliklerini araştırmak istedi. Ritüel ve tiyatro ilişkisi benim de daha önce çalışmış olduğum bir konu olduğu için ikimiz için de yürütülebilir bir tez konusu ortaya çıkmış oldu. Bu süreçte Cem törenleri üzerine yaptığımız araştırmalarda bu törenlerin sahne sanatları perspektifinden yeterince incelenmediğini gördük. Oysa tiyatronun dini ritüellerden doğduğunu biliyoruz. Özellikle 20.yüzyılda batılı pek çok tiyatro araştırmacısı tiyatro kuram ve uygulamalarını geliştirmek adına dinsel törenleri incelemeye girişmiştir. Hatta dünyanın farklı köşelerindeki kültürlerin dinsel törenlerini inceleyerek kendi tiyatrolarını geliştirmek için kullanmışlardır. Biz de Alevi-Bektaşi toplulukların yüzyıllardır titizlikle yaşattığı Cem törenlerinin incelenmesinin Türk tiyatrosunun gelişmesine katkı sağlayabileceği düşüncesi ile Cem törenlerini kapsamlı bir şekilde incelenmeye karar verdik. Hal böyle olunca, yüksek lisans tezinin ötesinde bir TÜBİTAK projesi olarak çalışmayı genişletmek daha uygun oldu. 

Projenizin konusu nedir? Uygulama alanları nelerdir? 

En geniş şekli ile Türk Tiyatrosu’nun Alevi-Bektaşi kültürünün özünü oluşturan ve dinsel bir ibadet biçimi olan Cem törenlerinden teatral anlamda nasıl beslenebileceği üzerine bir proje diyebilirim. Bence Anadolu insanının yüzyıllardır koruduğu, yaşattığı bu mirastan Türk Tiyatrosu yeterince faydalanamamıştır. Bu eksiğin giderilmesi yolunda, üzerinde çalıştığımız bu projenin önemli bir adım olduğunu düşünüyorum. Neden böyle bir projenin peşine düştüğümüze gelince; ülkemiz sahne sanatları alanına bakıldığında Tanzimat’la başlayan batılılaşma etkisi burada da kendini göstermiş ve yerel olan göz ardı edilerek sahne uygulamaları batıdan olduğu gibi devşirilmiştir. Benzer biçimde sahne sanatları eğitim ve uygulaması batılı kaynaklar üzerinden yapıldığından sahne sanatlarında yerel kaynakların değeri hem anlaşılamamış, hem de yeterince araştırılmamıştır. Türk-İslam toplumu ve kadim Anadolu medeniyetlerinin bize miras kalan zenginlikleri gerekli şekilde incelenip araştırıldığında, bu öz değerlerimizin çağdaş sanatlarımızın gelişmesinde önemli bir kaynak sağlayacağı düşüncesi ile bu yola çıktık. Bu düşüncenin sonucunda da sahne sanatları ile pek çok ortak yönü olan Cem ibadetini incelemeye karar verdik. Bu törenlerin, seyirlik ve kutsal olmanın yanı sıra, içlerinde barındırdıkları dramatik özellikleri ölçüsünde sahne sanatları için oldukça değerli olduğu kanısındayım. Bu nedenle, sahne sanatları bağlamında Cem törenlerinin dramatik özellikleri kendine has yapısı ile üzerinde durulması gereken bir alan olduğunu düşünüyorum. Bu dramatik özellikler, törenlerin kanavası, olaylar dizisi, bu kanava ve olaylar dizisi içinde yer alan dramatik çatışmayı (agon) kapsamaktadır. Yanı sıra törenin icrasında aktif görev alan kişilerin en az kendisinden başka bir insanı, bir olguyu, eşyayı, hayvanı canlandırması teatral yapının en önemli koşulu olan kişileştirmedir. Cem törenlerinde kişileştirme kapsamında kullanılan özel bir giyim, kuşam, makyaj kullanımıyla yeni bir kişilik (rol/karakter) oluşturma süreçleri, törenlerde kullanılan özel aksesuar, araç ve gereçler, bunlara yüklenen simgesel anlamlarını inceliyoruz. Törenlerde yer verilen mani, şarkı, türkü, dua, deyiş, düvaz, nefesler ve her türlü söz, metin ve söyleşmelerin belli konu ve eylemleri nasıl geliştirdiği araştırıyoruz. Böylece müzik, dans, seyirci, mekân ve bunların birbirleriyle olan ilişkileri üzerinden, Cem törenlerinin dramatik olup olmadığını saptayacağız. Bu sayede bir inanç sistemi ve tasavvufi düşüncelerin simge, söz, eylem, kişileştirme, dans ve müzikle nasıl görünür kılındığını da Sahne Sanatları bağlamında ortaya koymaya çalışacağız.

Tabi ülkemizdeki Alevi toplumu çok farklı coğrafyalarda yaşadığı için Cem törenlerinde de bölgesel farklılıklardan söz etmek mümkün. Ancak biz çalışma alanımızı önemli bir Alevi nüfus barındıran Eskişehir’le sınırlı tuttuk. Bununla birlikte en az altı Cem töreni türü olduğunu biliyoruz. Biz bu törenler içinde en kapsamlı ritüel uygulamaların yapıldığı Görgü ve İkrar Cemlerini projenin konusu olarak belirledik. Bu kapsamda Görgü ve İkrar cemlerinde gerçekleştirilen uygulamaların dramatik özelliklerini tespit edip, bir bilimsel çalışma altında değerlendireceğiz. Video kayıtları, fotoğraflar, röportajlar ve incelemelerden oluşan özgün bir kaynak ortaya koymaya çalışacağız. Proje kapsamında kullanılacak sistematik yöntemin, sahne sanatları araştırmacıları ve akademisyenler için benzer araştırma projelerinde kullanılmak üzere temel bir örnek/model olacağı düşüncesindeyim. Aynı zamanda, devlet, belediye, özel ve amatör tiyatro topluluklarının sanat politikalarını geliştirmede kaynak teşkil edeceği kanısındayım.

Projeniz alanınıza nasıl katkı sağlayacak? Projeniz topluma, üniversitelerde/sektörde/sivil toplum uygulamalarında yürüyen diğer çalışmalara; farklı disiplinlerin çalışmalarına; bilim dünyasına nasıl katkı sağlayacak?

Ülkemizde çağdaş Türk sahne ve gösteri sanatlarına yol göstericilik yapacak çalışmaların yeterli olduğunu maalesef söylemeyiz. Türkiye'de sahne sanatları alanında yapılan bilimsel çalışmalara bakıldığında büyük oranda batıda gelişmiş sanatsal faaliyetler üzerinden yapılmakta olduğunu görürüz. Ayrıca bu çalışmalarda, yine batılı kaynaklar ve literatür kullanılmaktadır. Ülkemizde sahne sanatları alanında Halk Tiyatrosu Geleneği ve Köylü Tiyatrosu Geleneği üzerine değerli çalışmalar yapılmış olmasına karşın, Anadolu'nun zengin coğrafyası göz önüne alındığında yapılan çalışmaların halen yeterli olmadığı ve bu alanda halen kaynak eksikliğimiz olduğunu söylemek yanlış olmaz. Dünya’nın sahne ve görüntü sanatlarında öncü olan ülkelerinde çokça incelenen sanat, din, dinsel ritüeller ve performans ilişkisi ülkemizde tüm yönleriyle, özellikle Anadolu kültürünün içerdiği birbirinden çok farklı ve çeşitli ritüellerin ele alınmamış olduğundan, bu projenin ülkemizde önemli bir açığı kapatacağı kanaatindeyim. Her şeyden önce sanatsal ve estetik yönden oldukça zengin olan Alevi- Bektaşi ibadet uygulamaları teatral anlamda ülkemizde araştırmaya değer bakir bir alan. Alevilik-Bektaşilik üzerine ülkemizde pek çok bilimsel araştırma yapılmış olmasına karşın, Aleviliğin hem ibadet, hem de kültür zenginliğinin ortaya çıktığı cem törenleri, sahne ve gösteri sanatlarının yapısal özellikleri olan "Yönetmen, oyuncu, seyirci, oyun alanı, metin, dekor, kostüm, makyaj, ses, ışık, müzik, efekt, ritim vb." başlıklar altında incelenmemiştir. Bu durum sahne ve gösteri sanatları açısından yaptığımız projenin en özgün değerini oluşturmaktadır.

Proje sonuçları ile Türkiye’de sahne ve gösteri sanatlarının gelişmesi için saha çalışmasına dayalı yeni veriler sunmayı hedefliyoruz. Ayrıca proje, Türk- İslam inanç biçimlerinden olan Alevi - Bektaşi ritüellerini sahne ve gösteri sanatları alanında yapacağı araştırma yöntemi ile inceleyen ilk çalışma olacaktır. Proje kapsamında ortaya konan veriler bilimsel bir çalışma altında arşivlenip, Türk kültür arşivine eklenecektir. Böylece sahne sanatları odaklı böyle bir çalışma bu alanyazında bir ilk olacaktır. İlk olmasından esasla proje kapsamında kullanılacak sistematik yöntemin, sahne sanatları araştırmacıları ve akademisyenler için benzer araştırma projelerinde kullanılmak ve geliştirilmek üzere temel bir örnek/model olacağını düşünüyoruz. Proje sonuçları, Türkiye’de sahne ve gösteri sanatlarının gelişmesi için bilimsel veriler sunacaktır. Bu verilerin devlet, belediye, özel ve amatör sanat toplulukarının sanat politikalarının gelişmesine katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Tüm bunların yanı sıra Eskişehir yöresi Alevi-Bektaşi inanç dünyasına dair görsel ve dijital bir arşiv oluşturulacaktır. Kayıt altına alınan cem ritüelleri ve inanç pratikleri görsel unsurlarla desteklenerek incelenecek ve ritüellerdeki uygulamalar teatral açıdan sorgulanacaktır. Eskişehir alevi toplumu ibadet uygulamaları üzerine günümüz teknolojisine uygun olarak dijital bir arşiv ve kaynak oluşturulmanın yanı sıra, Eskişehir ili Alevilik ibadet uygulamalarını teatral yaklaşımla bilimsel araştırmaya konu ettiği için projemiz Eskişehir yerelinde de önemli bir kültürel arşiv niteliği taşıyacaktır.

Ekibinizde kimler var? Ekip kurulumunda neye dikkat ettiniz? Projeniz genç araştırmacılara kariyerlerinde yeni bir uygulama alanı açtı mı? 

Proje ekibimiz üç kişiden oluşuyor. Ben projenin yürütücüsüyüm. Benim dışımda proje danışmanı Araştırmacı yazar İlyas Küçükcan ve bursiyer Arş. Gör. Esen Poyraz ile birlikte çalışıyoruz. Öncelikle projemizin danışmanı İlyas Küçükcan’dan bahsetmek isterim. Aslen Eskişehirli olan İlyas Bey, cumhuriyet tarihinin en önemli projelerinden biri olan Çifteler Köy Enstitüsü mezunudur. Toplam 35 yıl Milli Eğitim Bakanlığının taşra, merkez ve yurtdışı birimlerinde sınıf öğretmenliği, başöğretmenlik, müdür yardımcılığı, uzman yardımcılığı, bakanlık müşavirliği gibi çeşitli görevlerde bulunduktan sonra 1984 yılında emekli olmuştur. İlyas Küçükcan’ın Alevilik- Bektaşilik konusunda yapmış olduğu araştırmalar, ulusal ve uluslararası düzeylerde çeşitli sempozyumlarda sunmuş olduğu bildiriler, yayınlamış olduğu kitaplar ve makaleler göz önüne alındığında Eskişehir’de Alevilik - Bektaşilik üzerine çalışacak bir araştırmacının ilk başvuracağı kaynak olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte Eskişehir’de bulunan sivil toplum kuruluşlarında gönüllü hizmet vermeye devam eden Küçükcan, Eskişehir Alevi toplumu için son derece saygın bir kişilik ve önde gelen kanaat önderlerinden biridir. Açıkça söylemek gerekirse Eskişehir’de Alevilik üzerine herhangi bir alanda çalışma yapacak kişilerin İlyas Bey ile ilişki kurmaması düşünülemez. Kendisi sağ olsun bizi kırmayarak projemize danışman olmayı kabul etti. İlyas Bey hem proje kapsamında çalışılacak kişi ve kurumların belirlenmesinde, hem de projede elde edilen verilerin değerlendirilmesinde projeye önemli katkıları vardır. Onsuz yola çıksaydık elimiz ayağımıza dolaşabilirdi diyebilirim. Kendisine sizin aracılığınızla bir kez daha teşekkür etmek isterim.

Projede bursiyer olarak görev alan Esen Poyraz, Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsünde sanatta yeterlik eğitimine devam ediyor. Bununla birlikte Munzur Üniversitesinden gelen ÖYP’li (Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı) araştırma görevlisi olarak Devlet Konservatuarı, Sahne Sanatları Bölümü, Tiyatro Anasanat dalında meslektaş olarak birlikte çalışmaktayız. Projenin ortaya çıkışı Esen Poyraz’a yaptığım yüksek lisans tez danışmanlığı ile başlamıştı. Esen’in, “Cem törenleri ile tiyatro sanatının yapısal özelliklerinin karşılaştırılması ve yeni bir yaklaşım önerisi” başlıklı yüksek lisans tezi süresince projenin temellerini oluşturduğumuz söylenebilir. Bir akademisyen olarak Esen’in böyle bir projede yer alması kendisi açısından da proje açısından da son derece önemli. Yaptığımız masa başı ve saha çalışmalarında projeye pek çok konuda teknik destek veriyor. Ayrıca sahne sanatları alanındaki yeterliliği ile teatral incelemeler konusunda da gerekli bilgi ve donanıma sahip biri. Projeden elde ettiği bilgi, birikim ve deneyimleri ilerideki mesleki yaşamında kullanacağına eminim.

Bu projeden sonra çalışmanızın devamı gelecek mi? Gelecekse farklı disiplinlerden araştırmacılara, sektör ortağına, uluslararası çalışmalara vb yeni açılımlara ihtiyacınız olacak mı?

Bu projemizin tamamlanmasına henüz bir yıl var ancak diğer çalışma ve araştırmalarım da devam etmekte. Örneğin, Türkiye’de Opera Anasanat Dalı programlarına yönelik Yunusemre Devlet Hastanesinde KBB uzmanı Doç. Dr. Vural Fidan, Eczacılık Fakültesi’nden farmakolog Doç. Dr. Nurcan Bektaş Türkmen ve Eğitim Fakültesi’nden Prof. Dr. Meral Güven'den oluşan bir ekiple TÜBİTAK 1001 başvurusu gerçekleştirdik. Çok güçlü bir ekibimiz ve iyi bir projemiz var. Kabul edilirse Türkiye’de opera alanındaki ilk TÜBİTAK projesi olacak. 

En başarılı olduğum alan uluslararası iş birlikleri, ortaklıklar ve projeler diyebilirim. Bugün tiyatro alanında Türkiye’de sayı ve çeşitlilik olarak en fazla projeye imza atmış kişiyim. Yürütücülüğünü yaptığım projeler sayesinde Avrupa, Kuzey Amerika ve bazı Orta Doğu ülkelerinde sanat alanında çok ciddi bir network oluşturdum. Elde ettiğim başarılar sayesinde özellikle Avrupa’da çalışma alanımda proje ortağı olarak en çok talep edilen sanatçı/araştırmacı konumuna geldim diyebilirim. Şu anda devam eden “CitizensLab” başlıklı bir uluslararası projedeyim. Bu proje ECF, MitOst ve S. Mercator tarafından destekleniyor. Sanatı sosyal dönüşüm için kullanan Avrupa’nın farklı ülkelerinden uluslararası bir jüri tarafından seçilen 16 sanatçı ile sürdürdüğümüz bir proje. Bunun yanı sıra Macaristan’ın liderliğinde benim de ortak olduğum 8 ülke katılımcısı ile sürdürdüğümüz Erasmus+KA1 projemiz devam etmekte. Bu ayın sonunda da hazırlıklarını yeni tamamladığımız Slovenya liderliğinde ve 4 ortak ülke ile bir Erasmus+KA2 başvurusu yapacağız.

Son olarak çalışmalarınızda ARİNKOM TTO ile iş birlikleri ve aldığınız destekler hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

Öncelikle şunu belirtmek isterim; ARİNKOM TTO’dan sayın Banu Gültekin Kocaman bir TÜBİTAK projesi yazmam için ofisime gelip beni ikna etmeseydi, asla bir TÜBİTAK başvurusu yapmaya cesaret edemezdim. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın bir kuruluşu olan, bilimsel ve teknolojik araştırmaları destekleyen, teşvik eden bir kuruma sanat alanında çalışmalar yürüten biri neden başvursun ki? Sayın Banu Gültekin Kocaman’ın o günkü ziyaretine kadar TÜBİTAK’ın çatısı altında sanata, sanatçıya ve sanat alanındaki araştırmalara yer olmadığını düşüyordum. Banu Hanım’ın ısrarları ile BAP kapsamında değerlendirmeyi düşündüğüm araştırma konusunu TÜBİTAK projesine çevirdim. Banu Hanım araştırma fikrimiz için en uygun TÜBİTAK programının 3001 olacağını söyledi. Bu program eşleştirmesinden sonra proje yazım aşamasında her türlü sorum için ARİNKOM TTO’dan yardım aldım. Benim için en önemli destek ise proje yazımını tamamladıktan sonra proje metnini Banu Hanım’a gönderip, kendisinden bitmiş proje metni üzerinden tavsiyeler almak ve o tavsiyeler ışığında proje üzerinde düzeltmeler yapmak oldu. Projeye son şeklini verdikten sonra sisteme yüklenmesinden, proje başvuru çıktısının Rektörlük’teki imza süreçlerine kadar her adımında destek oldular. Bu sayede Türkiye’de tiyatro alanındaki ilk TÜBİTAK 3001 projesi geçmiş oldu. Sanat alanındaki çalışma ve araştırmalara TÜBİTAK’ın kapılarını aralamada büyük destek olan ARİNKOM TTO’ya tekrar çok teşekkür ederim. ARİNKOM TTO’dan aldığım bu destek ve cesaretle şu an Türkiye’nin opera alanındaki ilk TÜBİTAK (1001) başvurusunu gerçekleştirdik. Umarım TÜBİTAK’ın kapılarını opera sanatı için de aralamayı başarabiliriz. 

Hocamız ve ekibine projelerinde başarılar dileriz.