Teknoloji Projelerimiz Projelerimiz
Geri
Ar.Gör. Dr. Figen Kıvılcım Çorakbaş'tan TÜBİTAK 3001 Projesi

Ar.Gör. Dr. Figen Kıvılcım Çorakbaş'tan TÜBİTAK 3001 Projesi

Anadolu Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Mimarlık Bölümü Öğretim Elemanı Arş.  Gör. Dr. Figen Kıvılcım Çorakbaş’ın TÜBİTAK 3001 kapsamında yer alan “Somut Olmayan Kültürel Niteliklerin Coğrafi Bilgi Sistemleri Aracılığıyla Alan Yönetimi Sürecinde Değerlendirilmesi - Örnekleme İstanbul/Kara Surları Dünya Miras Alanı” projesi kabul edildi. Proje hakkında bilgiler veren Arş. Gör. Dr. Çorakbaş, “Doktora yaparken bir İtalyan arkadaşım Roma’daki surlar üzerine çalışıyordu ve bana İstanbul’daki surlar üzerinde çalıştığım takdirde, ikimiz bir makale yazabiliriz diye bir öneride bulundu. O zamandan sonra İstanbul’daki surları çalışarak karşılaştırma yapabiliriz diye düşündük. Türkiye’ye döndüğümde kara surlarının çok önemli bir yapıt olduğunu fakat üzerinde çok az çalışma olduğunu fark ettim. İstanbul Surları üçe ayrılıyor. Marmara tarafındakiler ‘Deniz Surları’, Haliç tarafındakiler ‘Haliç Surları’ ve batıda kara ile sınırı belirleyenler ise ‘Kara Surları’ olarak isimlendiriliyor. Ben özellikle kara surları üzerinde yoğunlaştım. Hem dünya mirası alanı hem de İstanbul’un tarihi alanları içerisinde kendi isimleriyle tanımlanamamış durumdalar. Kara surları dört tarihi alandan bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor. Kara surları 2 kat duvar ve hendek olmasıyla birlikte çok gelişmiş bir teknolojiye sahip. Böylelikle o zamanlardaki savunma teknolojisinin ne kadar ileri olduğunu görüyoruz.” diye konuştu.

“Somutluğun dışında soyut olmayan kültüründe araştırması yapılıyor”

M.S. 5. yüzyılda İstanbul’un boğaz ve Haliç tarafının daha korunaklı olduğunun ve etrafının sularla çevrili olmasından ötürü en korunaksız tarafın kara tarafı olduğunun altını çizen Arş. Gör. Dr. Çorakbaş, kara surlarının bulunduğu yerde dümdüz dağların olduğunu ve herhangi bir engelle karşılaşılmadığını dile getirerek konuşmasına şu şekilde devam etti: “Bu yüzden İstanbul’a giriş çok rahat oluyor. En zayıf noktaya en güçlü suru yapıyorlar. Bu kadar önemli olmasına ve kara surları yapılmasına rağmen, o zamanlarda en küçük şehirlerden birisiydi. Projemi ilk olarak İstanbul’da bir konferansta sundum. Kara surlarının korunması ve karşı karşıya olduğu riskler hakkında bir konferans gerçekleştirdim. Koç Üniversitesi’nde 9 ay süren bir araştırma yaptım. Şimdi de TÜBİTAK 3001 projesiyle yoluma devam ediyorum.”

“2014 yılında Avrupa Arkeoloji Derneğinin İstanbul’da düzenlediği konferansta da projemi sunma fırsatı yakaladım.” diyen Arş. Gör. Dr. Çorakbaş, sunumunu yaparken arkeologların çok heyecanlandığını söyledi. İstanbul’daki kara surlarının tehlikeli bir alan olarak bilindiğini, gezilmesi ve turistik açıdan sorun yaşanılacak bir bölge olarak anılıyor olmasının herkesin çok bilmek isteyip gidemedikleri bir yer gibi tanımlandığının bilgisini veren Arş. Gör. Dr. Çorakbaş, konuşmasında şu bilgileri de paylaştı: “Somutluğun dışında soyut olmayan kültüründe araştırması yapılıyor. Efsaneler, destanlar, mitler ve hikâyeler bu konuda insanların o yerler hakkında bilgi edinmesini sağlıyor. Bazı surlarda kapıların evliyaları var. Bizans döneminde yapılan törenler ve yürüyüşler var. Tabii bunlar surlar boyunca yürünüyor. Bizans dönemin bulunan bu surlar manastır bölgesi olarak dikkat çekiyor.“